psk-dr-Arzu-Korkmazgreen
Play Video

Terk Edilme Korkusu

Terk edilme korkusu çocukluktan getirilen güvensiz bağlanmanın bir sonucu olabilir ve ancak bağlanma problemi bağlamında ele alınarak iyileşebilir.

Test

Terk Edilme Korkusu yaşıyor musunuz?

Emin olmak için 10 soruluk online testimizi yapın.

Terk Edilme Korkusu

Uzm. Psk. Sümeyye Sürenoğlu

Uzm.Psk. Sümeyye Sürenoğlu
Play Video

Terk Edilme Korkusu konulu videomuzun konuşma metni.

İlişkide çok sık gördüğümüz paternlerden bir tanesi, partnerlerden birinin sürekli terk edilme kaygısı ile aslında karşı tarafı farkında olmadan boğması.

Boğduğunu iletmesi. Yani şöyle oluyor genelde.

Partnerlerden bir tanesi şöyle söylüyor “Aslında çok da mantıklı bulmuyorum, kendimi yatıştırmaya çalışıyorum ama bir şekilde sürekli sanki terk edilecekmişim gibi hissediyorum. İlişkide bir türlü kendimi güvende hissedemiyorum. Bunu mantıklı olarak açıklayamıyorum ama sürekli tetikleniyorum ve ateşleniyorum. Yerimde duramıyorum kendimi yatıştıramadığım için de sürekli partnerime bunu yansıtıyorum ve bir süre sonra o da artık benden boğulduğunu söylüyor ama bilsem de bir türlü bu döngüden çıkamıyorum” diyen çiftler vardır.

Bu çok sık gördüğümüz bir döngü aslında. Boğulma duygusunu karşı tarafa geçiren partner, yani terk edilme kaygısını yoğun bir şekilde yaşayan partner aslında boğulma duygusunu hisseden odur. Ve bu boğulma duygusu ile baş edemediği, kendini yatıştıramadığı, bu duyguyu taşıyamadığı için farkında olmadan bu duyguyu karşı tarafa geçirir. Bu o kişide anlık bir rahatlama sağlar. Kendi boğulma duygusunu yatıştırmasını sağlar ama o anlık rahatlamalar uzun vadede ciddi problemlere yol açar. Böyle duyguları olan kişilerin genelde çocukluğunda böyle duyguları vardır. Kendini güvensiz hissettiği, güvensiz bir zeminde hissettiği çok ön göremediği bir ebeveyn çocuk ilişkisi olmuş olabilir.

Çocuklukta biz şunu bekleriz çocuğa bakım veren kişinin çocuğun ihtiyaçları ile uyumlu olmasını bekleriz.

Uyumlu olmak derken kastettiğim şey şu; diyelim ki çocuk acıktı ve ağlıyor. Beklediğimiz şey bakım veren kişinin, genelde bizim toplumumuzda annedir gelip çocuğu doyurması. Çocuk uykusu geldiğinde çocuğu uyutması, altını ıslattığında bebeğin bezini alması. Çocuğun ihtiyaçları ile ona yapılan eylemin uyumlu olmasını isteriz. Böyle olduğunda çocuk kendini güvende hisseder.

Çünkü çocuk acıktığında bir rahatsızlık hisseder aslında onun acıkma olduğunu bilmez ne zaman ki bakım veren kişi gelir ve çocuğu doyurur, çocuk o zaman onun bir açlık olduğunu anlayabilir ve sakinleşir yatışır. Ya da çocuk diyelim ki bir oyuncağı kırıldı ve ağlıyor, çok üzgün. Annesi de geldi ve diyor ki ona ya da babası bakım veren her kimse “bunda üzülecek ne var, kırılacak ne var, öfkelenecek ne var?” gibi çocuğun duygusu ile uyumlu olmayan bir tepki verdi diyelim ki çocuk böyle bir zaman böyle olduğunda kendini güvende hissetmez ve anlaşılmış hissetmez. Ve kendini yatıştırma becerisini de geliştiremez.

Beklediğimiz şey bakım veren kişinin gelip çocuğa o anda ne hissettiğini söylemesi ve çocuğu yatıştırmasıdır. Böyle büyüyen çocuklar büyüdüklerinde de yetişkin olduklarında da kendi kendini yatıştırabilen yetişkinler olurlar.

Aynı zamanda tutarlı bir bakım alamadığında çocuk, tutarlı derken kastettiğim şey şu, diyelim ki bakım veren kişi anne bir gün çok iyi davranıyor çocuğa çocuk kendini harika hissediyor anne kendini çok seviyor tüm ihtiyaçlarını görüyor, şahane bir çocuk böyle hissediyor sevildiğini hissediyor. Ama öbür gün anne başka bir şeyle ilgileniyor, morali bozuk ve öfkeli ve çocuğa hiç onun ihtiyaçlarıyla uyumlu bir şekilde davranmıyor. Çocuk böyle olduğunda kestiremez, yani bütün çocuklar ben merkezci düşünür olan biten her şey kendiyle ilgili zanneder. Anneyle ilgili bir şey olabileceği babanın hayatıyla ilgili bir şey olabileceği, çocuklarda böyle bir repertuar yok, her şey kendisiyle ilgili zanneder. Böyle olduğunda da çocuk önce düşünür ben şöyle şöyle yaptım beni seviyor böyle böyle yapmadım o yüzden beni sevmiyor. Ve ne zaman sevecek anne ne zaman sevmeyecek ne zaman bakmayacak ne zaman bakım vermeyecek çocuk bunları öngöremediğinde, kestiremediğinde kendini güvende hissetmez.

Koşulsuz bir sevgiye ihtiyacı vardır çocuğun bunu göremediğinde de çocuk sevgi ne zaman gelecek ne zaman bitecek ne olduğunda bitecek sürekli bunları sorgular ve bütün yönü anneye babaya dönük bunu arar bunu anlamaya çalışır hale dönüşür.

Çocuklukta bu şekilde bu tarz anıları çok fazla olan kişiler genelde yetişkin olduklarında partner ilişkilerinde aynı duyguları sürekli tetiklenir. Yani gerçekten sevgi var mı kalıcı sevgimi devam ediyor mu ne zaman başladı ne zaman bitecek bu gibi sorgulamaları partner ilişkisindeki olan durumlardan bağımsız olarak sürekli sürekli tetiklenir. O yüzden terapide de bu duyguları yaşadığı çocukluk anılarını konuşmak oradaki duygusal ihtiyaçları görmek ve oradaki negatif duyguları boşaltmak yararlıdır.

Çift Teşhis Seansı’na katılın.

Yaşadığınız sorunu analiz edip çözüm haritasını paylaştığımız 45 dakikalık seanstır. Ücreti 250 TL’dir.

Uzm. Psk. Bengisu Kazak
play

Terk Edilme Korkusu

Uzm. Psk. Dnş. Zuhal Akıntı Bingöl

uzm-psk-dns-Zuhal-Akinti-Bingol
Play Video

Terk edilme korkusu bir kaygı boyutu olarak düşünülebilir. Çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir.

Küçükken yaşanan kayıplar, yakın ilişkilerde yaşanan kayıplar. Küçükken yaşadığımız ebeveyn kaybı terk edilme korkusunu çok derinleştirebilir. Burada o durumla nasıl baş ettiğimizi de konuşmamız gerekiyor çünkü bunun çok temel bir sebebi de olabilir.

İnsan olarak sosyal canlılarız ve doğada var olmamızın sebebi de bir arada olmamız. Doğada var olabilmek için başkalarına ihtiyacımız var ve bizi en çok korkutan şeylerden biri de yalnız kalmak. Buradan temellenen bir korkuyu peki biz neden bu kadar kaygılı yaşarız? Aslında küçükken ebeveynimiz ile kurduğumuz ilk bağlanma ilişkimizde güvensiz bağlandığımız, ayrılıklar yaşadığımız dönemlerde bu korkunun derinleştiğini söyleyebiliriz. Baş etme yöntemi olarak baktığımızda yakın ilişkilerinizde bu korkuyu yaşıyorsanız bazen onunla baş etmek için daha çok tutunmak o ilişkiye yapışmak gibi bir davranışa itebilir. Ya da tam aksi yönde karşı tarafı sizi terk edecek pozisyona getirecek davranışlara girişmemize de yol açabilir. Bir diğer baş etme yöntemi olarak da ilişkiyi daha fazla kontrol etme eğilimine gidebiliriz.

Küçüklükten beri oluşturduğumuz kişilik yapılarımız, ayrılığa karşı tepkimiz, bağlanma stilimiz terk edilme korkusu ile baş etme yöntemimizi belirler.

Canlı yayınlarımızı izlemek için bizi takip edin.